Nihayet CHP’nin bir önceki genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beklenen açıklamayı yaptı:
“Partimizin bu hafta sonu yapacağı olağanüstü kurultayında genel başkan adayı olmayacağım.”
Bu aslında kimseyi şaşırtmadı. Sonuç da belliydi. Zaten kurultayın alelacele öne alınmasının nedeni de “şaibe” iddialarını boşa çıkarmak kadar Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellemekti. Bunun için de neredeyse bütün fondaş medya harekete geçirildi ve akıl almaz bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütüldü. İsim verilerek ağır hakaretler edildi. Sadece siyasiler değil, Fatih Portakal’dan Fatih Altaylı’ya kadar devreye girmeyen kalmadı.
İşin en vahim tarafı ise CHP, İBB’de ortaya çıkan yolsuzluk skandallarıyla sarsılırken, sokaklar ateşe verilirken, yerli firmalara yönelik kara bir kampanya yürütülürken ve bizzat genel başkan, İngiliz İşçi Partisi’ne “Kendimizi terk edilmiş hissediyoruz” diye yalvarırken, kimsenin “Bu yapılanlar yanlıştır” diyememesi ve tartışamamasıydı.
‘ÇALANIN YÜZÜNE TÜKÜRÜLÜR’
Öyle zehirli siyasi bir zemin oluştu ki, sıkışan Kılıçdaroğlu bırakın aday olmayı “hançerci” diye ilan ettiği İmamoğlu‘na bile oy vermek zorunda kaldı.
Sonunda dayanamadı ve öyle bir patladı ki bütün süreci tek cümlede özetledi:
“Aday olmama kararımın nedeni; ‘Aday olursan yüzüne tükürürler’ diyen siyasetçilerin tehditleri değildir; çünkü çalanların yüzüne tükürülür ve ben çalmadım.”
Şimdi herkes en başta da fondaş medya aktörleri kimi kastettiğini merak edip duruyor. Aslında adres o kadar net ki, başka isim aramaya bile gerek yok. “Hepsi de olabilir” diyen olsa da şu gerçek ortada duruyor: Bugün “çalanlar…” diye Türkiye’nin gündemine “yolsuzluk” iddiasıyla oturan tek isim var; İBB’nin eski başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibi…
Şu ana kadar İBB eksenli yolsuzluk dosyasında ne Özgür Özel‘in, ne “Tükürükleriyle boğarlar” sözünü eden Gökhan Zeybek‘in ne de başka bir CHP yöneticisinin adı geçmiş değil. Bu durumda kimse onlar için en azından şimdilik “çalanlar” iddiasında bulunamaz.
Hatırlayın, Kılıçdaroğlu’ndan önce Altılı Masa arkadaşı Meral Akşener de benzer bir açıklama yapmıştı:
“Seçilmesine vesile olduklarımızın kocaman bir hırsız olduklarını anladığımızda, çektiğimiz acıları anlatmam mümkün değil.”
Akşener de isim vermedi ama o adresi tahmin etmek zor olmadı. Liderler üstü kapalı ya da şifreli konuşsalar da fondaş medya aktörleri hariç herkes kimin kastedildiğini anladı. Hatta Kılıçdaroğlu‘na yakın bir CHP’li o sözü şöyle yorumladı:
“Lafın tamamı aptala söylenir.”
KURULTAYIN MEŞRUİYETİ
Gerçi Kılıçdaroğlu, rahmetli Baykal kadar açık ve seçik konuşamadı ama bu kadarı bile CHP’yi sarsmaya yetti. Bu zeminde kurultaya gidilmesi, o kurultaydan “tek aday” olarak Özgür Özel‘in güçlü çıkması ya da İmamoğlu’nun hâlâ partide etkili olduğu hayali kurulması hiçbir işe yaramayacak. Bizzat bir önceki CHP Genel Başkanları Kılıçdaroğlu tarafından “çalanlar” olarak suçlanmaları peşlerini bırakmayacak. Bu onlar için ağır bir fatura.
Bu nedenle pazar günü yapılacak kurultayın sonucu ne olursa olsun CHP tarihinin en “siyasetsiz” ve tartışmalı kurultayı olacağı çok açık. Kılıçdaroğlu aday olmayacağı gibi kurultaya katılmayacağını da açıkladı. Bu durumda ciddi sayıda delege de katılmazsa kurultay sadece yolsuzluk gölgesinde kalmayacak, aynı zamanda siyaseten de meşruiyeti tartışılacak.
Kaynak = https://www.sabah.com.tr/yazarlar/ovur/2025/04/05/kilicdaroglu-o-sozu-kime-soyledi